10 Mart 2013 Pazar

KAPLAN ANNENİN ZAFER MARŞI/AMY CHUA

Çinli anne Batılı anneye karşı mı?

Dünya güçleriyle yarışmaya başlayan Çin'in bu başarısının ardında Doğu disiplini görülüyor; Kaplan Anne'nin Zafer Marşı, bu disiplinin çekirdek ailedeki pratiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Amy'nin kızlarının şunları yapmaları yasak: yatıya kalmak, çocukların bir araya getirildiği oyun gruplarına gitmek, okul tiyatrosunda rol almak, televizyon izlemek ya da bilgisayar oyunları oynamak, kendi ders dışı etkinliklerini seçmek, A'dan daha düşük bir not getirmek, keman ya da piyanodan başka bir enstrüman çalmak, keman ya da piyano çalmamak.

"Chua'nın hatıratı, Kaplan Anne'nin Zafer Marşı, okunması kolay, zekice yazılmış, eğlenceli, dürüst ve biraz da hüzünlü." 
-Chicago Sun-Times

"Chua, tipik Asyalı çocukların sıra dışı başarılarının ardındaki sırrı açıklıyor: Çinli anne. Bu çocukları yetiştirmede başarılı olan en geleneksel yöntemi de ön plana çıkarıyor: katı, eski ve tavizsiz değerler. (!) Chua, yöntemlerinin korkutucu olduğunu inkâr etmiyor; fakat elde ettiği sonuçların tartışılmaz olduğunun da farkında!" 
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)

YENİ BAŞLANGIÇLAR MEVSİMİ/DEBBIE MACOMBER

Sonlar, insanı hayata bağlayan yepyeni başlangıçlardır…
Kimi zaman hayatın karmaşasından başımızı kaldırmak, dertlerimizi geride bırakmak ya da bize zarar veren alışkanlıklarımızdan kurtulmak için bir yol bulmaya çalışırız. Ve bu arayışta en büyük yardımcımız dostlarımız olur; sadece iyi değil kötü günde de yanı başımızda duran ve her sonun bir başlangıca vesile olduğunu hatırlatan can dostlarımız…
Sihirli bir dokunuşa ihtiyaç duyan insanların yaşadıklarını sımsıcak bir dille anlatan bu roman, bizleri umut aşılayan bir dünyanın içine çekiyor.
“İşin ucunda unutulmaz karakterler yaratmak varsa, bunu Debbie Macomber’dan daha iyi kimse yapamaz.”
-BookPage-
“Macomber farklı hayatları bir araya getirerek, hayata dair yaşanan pek çok duyguyu samimiyetle işliyor ve her kitabı yüzlerde tebessüm yaratan bir sonla bitirerek okuyucusuna umut aşılıyor.”
-Publishers Weekly-
“Macomber, mucizelerle dolu sokağında yarattığı hem eşsiz hem de keyif veren yepyeni olaylarla okuyucuları büyülemeye devam ediyor.”
-Library Journal-
“Debbie Macomber’ın her kitabı en iyi kitabı; okurlar Yeni Başlangıçlar Mevsimi’yle bir kez daha tatmin olacaklar.”
-Booklist-
***
Sevgili Dostlarım,
Blossom Sokağı’na, Lydia Goetz’in tuhafiyesi Bir Yumak Mutluluk’a tekrar hoş geldiniz. Lydia’nın ailesi ve arkadaşları sizlere Seattle’ın bu güzide sokağındaki gelişmeleri aktarmak için sabırsızlanıyor.
İki yıl önce Avustralya’da bulunduğum zamanlarda herkes Sidney’i gezmekle meşgulken ben bir tuhafiyedeydim. Aldığım iplerin (ip almadan dışarı çıkacağımı düşünmediğiniz, değil mi?) ücretini ödemek için kasaya yöneldiğimde, sigarayı bırakmayı isteyenlere yardımcı olması amacıyla örgü örmeyi öğreten bir kursun afişini gördüm. Bunun kitabım için harika bir fikir olduğunu düşündüm. Konunun özünü alıp genişlettim (Lydia’nın kursu sadece sigarayı bırakmak değil, her türlü alışkanlıktan kurtulmak isteyen insanlar için) ve doğru hikâyelerin bir araya gelmesini bekledim. Bu düşüncemin şu anda elinizde tuttuğunuz kitapta hayat bulduğunu size söylemekten memnuniyet duyuyorum. “Örgüyle Bırak Alışkanlıkları” kursu fikrim Summer on Blossom Streefte gelişti. Birkaç yeni karakterle tanışacak, eski dostlarınızın bazılarıyla görüşeceksiniz. Evet, Anne Marie, Ellen, Baxter geri döndü. Ellen hâlâ dilek listesini tamamlamaya çalışıyor, dolayısıyla sürprizlere hazır olun.
Lydia’yla ve tuhafiyesiyle ilgili ilk hikâyeyi anlattığım
Küçük Mucizeler Dükkânı‘nı yazdığımda ortaya bir seri çıkarmayı düşünmemiştim. Kim bilebilirdi böyle olacağını? Benim haberim yoktu! Aslında şöyle bir geçmişe bakınca tutkularımı içeren (burada örgü örme ve ip) tüm kitaplarım okuyucularım tarafından benimsenip beğenildiği için bunu anlayabiliyorum.
Blossom Sokağı’ndaki dostlarımızdan haber almaya en az kapısındaki AÇIK yazısını dışarı çevirmek için sabırsızlanan Lydia kadar hevesli olmanızı umuyorum. Size iyi eğlenceler diliyorum. Lydia’nın açacak çok kursu, alacak çok dersi, edinecek çok arkadaşı olduğunu bilmenizi isterim.
Sevgilerimle,
Debbie Macomber

(Kaynak:birazoku.com)

DÜĞÜMLERE ÜFLEYEN KADINLAR/ECE TEMELKURAN

Bir kadının kalbini fena kırmış bir adam...

O adamı öldürmek için çölü geçmeyi göze almış dört kadın... Düğümlere Üfleyen Kadınlar bu yolculuğun romanı. Ne kadar sevilse de tamir olmayan o yaralı coğrafyada, Ortadoğu’da geçiyor. Saraylar devrilip, meydanlar dolarken sorular kalıyor geriye. Her yola en az bir soruyla çıkılır çünkü: Bir kadın ya da bir ülke nasıl sevilir sahiden?

"Amira, bize kadınları nasıl seveceğimizi anlatan bir kitap lazım. Yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacağız. Bize kadınların nefesini genişletecek, o nefesin rüzgârına yelken açmamızı öğretecek bir kitap lazım. Yoksa biz ne kadar sevilsek tamir olmayız."

(Tanıtım bülteninden)

EINSTEIN/WALTER ISAACSON

20. Yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak kabul edilen Albert Einstein’ın, sıra dışı yaşam hikâyesine doğru etkileyici bir yolculuğa hazır olun!

CNN’de yönetim kurulu başkanlığı ve Time dergisinin yazı işleri müdürlüğü gibi önemli pozisyonlarda görev alan ve halen Aspen Enstitüsü’nün başkanlığını sürdüren, Kuzey Amerikalı biyografi yazarı Walter Isaacson tarafından kaleme alınan bu değerli kitap Albert Einstien’ın, tüm eserleri ortaya çıktıktan sonra yazılan ilk kapsamlı biyografisi.

Isaacson, tüm dünyada büyük satış rakamları yakalayan ‘Benjamin Franklin: Bir Amerikalının Hayatı’ adlı biyografi kitabında olduğu gibi bu kitabında da yine pek çok bilinmeyeni ortaya çıkarmaya çalışıyor. Yazar bu kez, Einstein’ın bilimsel düş gücünün, isyankâr doğasından nasıl çıktığını gösteriyor bizlere…

Einstein’ın zihni nasıl işliyordu? Onu dâhi yapan neydi?
Bunlar gibi pek çok sorunun yanıtı, bu büyüleyici ve ilham verici kitapta!..
Kaynak:tudem.com

7 Mart 2013 Perşembe

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ


8 MART Dünya Emekçi kadınlar Günü Kutlu Olsun!

8 mart dünya emekçi kadınlar günü tarihçesi
"8 Mart günü, emekçi kadınların mücadele tarihinde önemli bir yere sahiptir. 
Bundan yaklaşık 150 yıl önce, Amerika’da New York’lu kadın tekstil işçileri sokağa çıktıklarında tek bir istekleri vardı: Eşit işe eşit ücret ve günde 16 saat olan çalışma saatlerinin düşürülmesi... Kısacası hayvan gibi çalıştırılmak istemiyorlardı.
Ama patronların ve ABD devletinin yanıtı hayvanca oldu. Grev zor kullanılarak bastırıldı, fabrika ateşe verildi ve yüzlerce kadın yanarak öldü.
Ancak emekçi kadınların mücadelesi bu olaylarla bitirilemedi. Bu büyük katliamdan yaklaşık 50 yıl sonra 8 Mart 1908’de bu kez Chicago’da, kadınlar yine sokaklara çıktı. Bu kez talepleri çok daha ileriydi: 8 saatlik işgünü istiyorlardı, oy hakkı istiyorlardı, çocuk emeğinin sömürüsünün engellenmesini istiyorlardı.
Yanıt yine gecikmedi... Sokaklarda gösteri yapan emekçi kadınların üstüne ateş açıldı, bir günde 140 kadın emekçi öldürüldü, yüzlercesi tutuklandı.
8 Mart’ın tarihi işte böylesine kanlı bir mücadele geçmişine dayanıyordu. 1910 yılında toplanan 2. Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı’nda Clara Zetkin’in önerisiyle dünya emekçi kadınlarının taleplerini ortaklaşa dile getirebilecekleri bir gün olan 8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak ilan edildi.
Onlar, New York ve Chicago caddelerinde kurşunlananlar, emeğiyle geçinen ve emeğini savunan insanlardı. Bugün 8 Mart gününü kokteyl ve balolarla sözde kutlamaya çalışan politikacı eşleriyle keyfi yerinde burjuvaların bile bile üstünden atladıkları gerçek, 8 Mart’ın tarihinin kanla yazılmış olmasıdır."

3 Mart 2013 Pazar

MUZ SESLERİ/ECE TEMELKURAN


Hep bir iç savaştır aşk. Bir neden arar kendine… Tıpkı Ortadoğu gibi… Ruhla etin bitmeyen savaşı gibi. Ece Temelkuran'ın ilk romanı 'Muz Sesleri', herkesi hiç kimse yapan sessizlikten kurtulmanın, kendi Ortadoğunuzu bulmanın romanı.

Temelkuran, Beyrut’ta yazdığı romanıyla, Türkiye’ye, “Aslında sen de Ortadoğulusun,” diyor. Odağında erkeklik, kadınlık, savaştaki şiir, İslami direniş gibi kavramların yer aldığı 'Muz Sesleri’nde Temelkuran, okurlarına yeni bir dil ve şaşırtıcı bir kurguyla aşkı ve savaşı anlatıyor.

Kaynak:ntvmsnbc.com