sahibini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sahibini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2013 Salı

SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR/10.MEKTUP


dün bir şiir daha yazdım senin için. 

önce tuttum karşıma oturttum seni, 
konuşturdum, güldürdüm, ağlattım. 
her halin hoşuma gidiyordu. 
kadındın, ama önce insandın. 
güzeldin, ama önce iyiydin. 
elbette seni yazacaktım, senin için yazacaktım. 
bana ( çok yazıyorsun ) diyorlar. 
bir insana ( sen çok yaşıyorsun, öl artık ) denir mi? 

benim yaşamam ve şiirim birbirinden ayrı şeyler değil ki! 
yaşarken şairliğimi yaşıyorum ben. 
yürürken, konuşurken, sevişirken hep şairliğimin içindeyim, o da benim içimde. 
birbirimizi tamamlıyoruz durmadan. 

sen hiç denize baktığın zaman bir orman gördün mü? 
dağların gökyüzüne en yakın olduğu yerde yeraltı nehirlerini düşündün mü hiç? 
öpüşürken, sevişirken açların, yoksulların yüreği çarptı mı sende? 
güldüğün zaman afrika`da isimsiz bir zenciyi hatırlayıp, onun büyük acısını duydun mu derinden? 

senin o güzel gözlerin bende yalnız seni görüyor. 
seviyorsan beni seviyorsun, beni istiyorsun benden. 
oysaki ben sende bütün insanlığı, güzelliği seviyorum. 
al gözlerimi de kendine bir benim gözlerimle bak. 
gör, ne kadar erişilmez, ne kadar yüce olduğunu. 
her maddenin bir atomu olduğu gibi bir şiiriyeti de vardır. 
bilgin atomu parçalayan, sanatçı ise şiiriyeti bulan, işleyen ve onu sanat haline getiren insandır. 
şiir bir köprüdür madde ile ruh arasında. şiir güzelliğin en yoğun ifadesidir ve nefes alışıdır duygularımızın. 
atom gücü, elektik gücü gibi bir de şiir gücü vardır dünyada. 
sanatçı bu gücü ellerinde tutan kimsedir işte. onu şiir, müzik, 
heykel ve resim haline getiren mutlu kişidir o.. 

her zaman, her yerde söylemişimdir. ( hayatımdan şairliğimi çıkarırsanız geriye önemli bir şey kalmaz ) diye. yazmamı bana çok görmeyin.... 

13 Ağustos 2012 Pazartesi

SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR / 5. MEKTUP



Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. Şimdi nerdesin? Ne yapıyorsun? Güneş çoktan doğdu. Uyanmış olmalısın. Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi? Öyleyse ayrılmadık. Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.
Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. Önce beklemekten. Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.
Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini…
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. Aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek!
Özleme bir diyeceğim yok. O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.
İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. Bir ışığı var. bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.
Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. Yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir.
Seni bunca özlemesem; bunca sevmezdim ki!
Ümit Yaşar OĞUZCAN

6 Ağustos 2012 Pazartesi

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN/SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR 2. MEKTUP