6 Ağustos 2012 Pazartesi

JEAN PAUL SARTRE - BULANTI


‎''İnsan yalnız yaşayınca bir şey anlatmanın bile ne olduğunu unutuyor: Dostlarla birlikte inanılabilir şeyler de ortadan kayboluyor. Olaylar da öyle. İnsan onlara da aldırmaz oluyor. Bir bakıyorsunuz konuşan insanlar çıkıyor ortaya, bir bakıyorsunuz çekip gidiyorlar. Başını sonunu duymadığınız hikayelere dalıyorsunuz. Duyduğunuzu anlatın deseler kötü tanıklık edersiniz.''

Jean Paul Sartre - Bulantı


ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN/SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR 2. MEKTUP


HİROŞİMA SEVGİLİM


Kadın, Fransa'ya dönmeden bir gün önce bir Japon erkekle karşılaşır. Aralarında kısacık bir aşk yaşanır. Alain Resnais'nin yönettiği Hiroşima Sevgilim adlı filmin başında kadınla erkeği görmeyiz. Önce, Hiroşima'ya atılan atom bombasıyla başları, kalçaları kopmuş gövdelerin bir ölüm ya da aşk çırpınışı içinde oldukları seçilir. Bu parçalanmış, tanınmaz gövdelerden yavaş yavaş kadınla erkeğin gövdeleri bellirir: Çıplak; yumuşak. Hiroşima'dan söz etmektedirler. Bu başlangıç, hepimizin bildiği korkunç Hiroşima gerçeğinin gözümüzün önünden geçmesi, bu insanlık ayıbının bir otel odasında, hemde saygısızca anılması bile bile yapılmış bir sahnedir. İnsan her yerde konuşabilir Hiroşima'yı; bir otel yatağında, kaçamak bir sevişme sırasında bile. İki sevgilinin sevişen bedenleri bize acı gerçeği sanki unutturur. Çünkü asıl ayıp ve çirkin olan Hiroşima gerçeğidir. Marguerite Duras, bu kitabında, ancak delilikle, çığlıklarla yatıştırabilecek bir acıyı dile getiriyor. Nevers'de, sevdiği adamın ölüsünün yanında saçları kazınan, o olayın anısıyla yaşamaya mahkum edilen genç Fransız kadınının yaşadığı yıkım, Hiroşima'nın yıkımında tam karşılığı buluyor.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

SEVGİ YÖNETİMİ/AZRA ERHAT/İNKİLAP VE AKA YAYINEVİ

http://u.sonteklif.com/kitap-sevgi-yonetimiazra-erhatinkilap-ve-aka-yayinevi-116479

Hümanizm, düşünce dünyasını hayatın ve insanın entemel ortak noktalarından hareket ederek biçimlendirir. Bu kitaptaki denemeler toplamı, hümanist bir yazarın anlama ve yorumlama etkinliğinden ortaya çıkan artı bir değer: Sevgi Yönetimi...Sevgi rehberliğinde kurulan ilişkiler, sevginin yönlendirdiği bakış açısı, sevginin koruyuculuğunda geliştirilen bilinç ve anlama çabası: Yine hayatı, hayatın içindeki insanı, insanın yarattığı sanatı...Sevgi Yönetimi, örneklerle, birinci elden kaynaklarla sosyal ve kültürel tarihimizi hümanizm süzgecinden geçirerek yeniden yorumlayan denemelerden oluşuyor.

POSTMODERNİZM/JAMESON-LYOTARD-HABERMAS/KIYI YAYINLARI

http://u.sonteklif.com/postmodernizm-jameson-lyotard-habermas-kiyi-yayinlari-113344


Postmodernizm son yıllarda felsefeden edebiyata, mimarlıktan resme, Batılı kültür dünyasını enine boyuna kuşatmış olan bir başlık. 70'lerde, iki yüz yıllık bir huzursuzluğu dile getirebilmenin meşru ortamını, kanallarını ve terimlerini nihayet bulabilmenin coşkusu doruk noktasında iken, kendilerini bu dalgalanmaya kaptırmayanlara basit bir dekor değişikliği gibi görünüyordu. 80'lerde ise, etkinliğinin artmasına paralel olarak, bir kabuk değiştirme süreci olarak düşünüldü. Artık olup biten her şey üzerine söz söyleyen "Postmodernizm"in de "üzerine" konuşulmaya başlandı. Kısacası "Postmodernizm", etrafa kritik gözle bakabilecek bir konum değil yalnızca; aynı zamanda da başka kritik yerlerden seyri izlenen ve yorumlanan bir gerçeklik. "Postmodernizm"i bizdeki kamuoyuna kapsamlı bir biçimde ilk kez tanıtan bu derlemeyi hazırlarken, bir yandan da söz konusu kültürel iklimi yansıtmaya çalıştık. Seçilen yazarlar farklı angajmanlara sahip. Lyotard postmodernist bir filozof olarak tanınıyor. Habermas modernist tasarıya günümüz koşullarında sahip çıkmanın yollarını arıyor. Jameson ise bir marksist olarak "geç kapitalizmin mantığı"nı, ona karşı direnç noktaları bulmak için analiz ediyor. (Arka Kapak)

İSLAM VE BİLİM/PERVEZ HOODBHOY/CEP DÜŞÜN YAYINLARI

http://u.sonteklif.com/kitap-islam-ve-bilimpervez-hoodbhoycep-dusun-yayinlari-116489


Kitaba önsöz yazan, Nobel ödüllü, Pakistanlı Muhammed Abdüsselam, bu din adamlarını şöyle niteliyor: “... şunu açıkça ifade etmem gerekir ki, İslâm, insanlığın büyük dinleri arasında en kötü talihe sahip olanıdır. İslâm ülkelerinin birçoğunda neredeyse kör cahil sayılabilecek kişilerden oluşan bir sınıf, büyük ve hoşgörülü dinleri konusunda temel bilgilere bile sahip olmaksızın ruhani sınıf statüsünü kendilerine mal etmeyi alışkanlık haline getirmiştir.,,

Hoodbhoy, bilimin kendi yasalarına göre hareket ettiğini, laik ortamda geliştiğini, her ne olursa olsun, herhangi bir ruhani otoriteye bağlanamayacağını ifade eder. Bilimde gözlem, deney ve mantık neyin yanlış, neyin doğru olduğunu belirleyen tek hakemdir, der.

FELSEFEYE GİRİŞ/NIGEL WARBURTON/PARADİGMA YAYINLARI

http://u.sonteklif.com/kitap-akil-hastalarinin-ic-dunyasibert-kaplanoteki-yay-124905

KİTABIN ADI:FELSEFEYE GİRİŞ
YAZARI:NIGEL WARBURTON
ÇEVİRİ:AHMET CEVİZCİ
SAYFA SAYISI:193
YAYINEVİ:PARADİGMA YAYINLARI
BASIM TARİHİ:2000/1.BASKI
AÇIKLAMA:
Felsefe nedir? Felsefe herşeyden önce bir faaliyet; belirli türde sorular üzerine düşünme yoludur. Felsefe, birtakım görüşlerin körü körüne savunuluculuğunu yapmak değil, doğrucevapları yaşayışımız üzerinde etkili birtakım soruları cevaplamaya yönelik düşünsel teşebbüstür. Buna gör efelsefe çoğumuzun apaçık ve tartışılmasına gerek görmediği inançları tartışmaya açar. Genellikle ´hayatın anlamı´ kapsamı içinde değerlendirilebilen sorularla, yani din, doğru ve yanlış, dış dünyanın mahiyeti, zihin, bilim, sanat ve benzeri diğer konularla meşgul olur. İnsanların çoğu hayatlarını sorgulamadan yaşar. Ama o niçin yanlıştır? Adam öldürmenin yanlış olduğunu söylemek için, ne gibi bir haklılandırma sözkonusudur? O her şart altında yanlış mıdır? Felsefe ile uğraşmak sadece önyargılarımız üzerine açık seçik düşünmemize değil, inandığımız şeyleri tam anlamıyla açıklığa kavuşturmamıza da yardım eder. Giderek geniş kapsamlı bir konular silsilesi hakkında tutarlı biçimde tartışma yeteneği -başka alanlara taşınabilir olan yararlı bir beceri- kazandırır. Nigel Warburton´un Felsefeye Giriş´i, felsefece düşünmenin yollarını sağlayan temel bir başvuru kitabıdır. Zira kitap felsefenin başta Tanrı, sanat olmak üzere, bütün konularını lehte ve aleyhte argümanlarıyla eleştirel ve analitik tarzda ele almaktadır. Kitap bu yönüyle de, yalnızca felsefeye değil, din felsefesine, etiğe, politika felsefesine, epistemolojiye, bilim felsefesie, sihin felsefesine ve sanat felsefesine de bir giriş kitabı olma niteliğindedir.