16 Aralık 2012 Pazar

AŞKTAN BU KADAR/HERVE LE TELLİER





Senin dahil olmadığın seninle ilgili hatıralarım da var benim, onları bilmene olanak yok tabii. 

Öylesine içimdesin ki, fiziksel yokluğun neredeyse hissedilmiyor. Bu senin, sahilimde bıraktığın ayak izin, varlığının bana bağışladığı sessiz melodin. Sadece seni düşünüyorum. Bir önceki gün seni ilk defa kollarıma aldım ve beni o an istila ettin. Seni anlatan cümleler geliyor aklıma, not alıyorum amaç
sızca. Bir efsaneye göre Şostakoviç'in kafatasına saplanan bir şarapnel parçası, eğer kafasını belirli bir şekilde eğerse onun müzik duymasını sağlarmış. Sen benim Şostakoviç'in kafatasına saplanan şarapnel parçamsın. Şostakoviç'in kafatasına saplanan şarapnel parçası güzel bir roman adı olurdu. Hayat sonsuz sayıda güzel roman adıyla doludur.




KİTAP KEYFİ


Her koşulda kitap okurum ama bazı şeyler vardır ki benim 

için kitap okumanın keyfine keyif katar.Bunlar:

Çay,sessizlik,klasik müzik,kağıt,kalem.

BEYİNİN GIDASI


15 Aralık 2012 Cumartesi

DECCAL/F.NIETZSCHE

  
Deccal, Nietzsche’nin planladığı, dört parçadan oluşan eseri, ‘Tüm Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi’nin ilk ve tek tamamlanmış bölümüdür. “Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi”, Nietzsche’nin “yeni var-oluş değerleri yaratabilmenin başk...
oşulu olarak gördüğü, ancak varolan değerlerin bütün bütün yıkılmasıyla gerçekleştirilebileceğini düşündüğü felsefe izlencesidir. Kişinin güçsüzlüğünü, köle ruhunu, çileci yaşamın doğruluğuna duyduğu inancı, edilgen yaşantıyı aralıksız pompalayan Hiristiyan ahlakına karşı, kişinin kendisini olurlamasını, genelde bir bütün olarak yaşamı, daha özeldeyse tek tek yaşadıklarını sonuna dek evetlemesini savunan yaratıcı eylem ahlakının ön koşuludur.” Bir başka deyişle, “yerleşik toplumsal kurumlara, geleneksel bakışlara, dinsel buyruklara karşı kişinin kendi değerlerini yaratmasının gereği üstüne” oluşturulmuş bir felsefi duruştur. Deccal, bu bağlamda ‘sert’ bir Hıristiyanlık eleştirisidir...

13 Aralık 2012 Perşembe

YAŞINI BÜYÜTÜP ASTILAR ERDAL EREN'İ/BİROL ÖZTÜRK

Erdal'ı astılar... hem de körpecik yaşında...17'sindeydi Erdal, şöyle bir baktılar yüzüne 19'undadır diye hükmettiler...Hükmü veren kırdı kalemi ve bir şafak vakti, Erdal da katıldı şafağı göremeyenler kervanına...insan öldürmek en ağır suç
tur! ..Hem yasalar hem de tüm dinler en ağır suçlar, yasaklar arasında görmektedir insan öldürmeyi...Oysa Erdal taammüden, devlet eliyle öldürülmüştü...Bu kitapta bir çocuğun kısacık hayatındaki kocaman hikayesini bulacaksınız! ...Faşizmin bir dünya görüşü olmadığına, bir insanlık suçu olduğuna bir kez daha kanaat getireceksiniz...Erdal masumdu...Kendisine isnat edilen suçu işlemiş olduğuna dair ciddi bir delil olmadığı gibi, onu yargılayıp idama mahkum edenler ve o dönem yargılayanların yanında olanlar da aradan yıllar geçince kabul ettiler bu gerçeği...Ne acıdır ki; Erdal'ı öldürenler bu büyük suçları ve affedilmez günahlarından ötürü hiçbir kuruma ve kişiye hesap vermedi...Kimse onlardan hesap sormadı...Soramadı...

SAMUR KÜRK/BİLGESU ERENUS


   Hayatı seviyorlardı, yaşatmak için öldüler! 116 insan, 116 can... ´´Hapishanelerde 116 insan öldü duydunuz mu'´´ denildi. Duymazdan gelindi. Ama duyan duydu, gören gördü, bilen bildi; çocuklarımızın daha iyi yaşaması için, halklarımızın ve 
ülkemizin özgür ve mutlu geleceği için ölümü gülerek kucaklayan 116 halk kahramanını. ´Kahramanlar ölmez, halk yenilmez´´ şiarını haykıran büyük aileyi ve onu besleyen büyük ummanı Bilgesu gözlemledi, canında duydu, canı acıdı ve yazdı. ´´Kabahat SAMUR KÜRK oldu, giyen bulundu.´´ Bizimkiler... Gecenin en koyu karanlığında, yıldızlar akar boydan boya gökyüzünü yararak. Bir ışık gelgiti evreni hep canlı tutar gece boyu... Hareket ve canlılık, yeni yaşam... Ölüm yok... Emperyalist zulmün dünya ölçeğinde ağdığı uç nokta olan kuşatma, tecrit ve imha hareketi, ülkemizde F tipi hapishane dayatması ve zulmü olarak çöktü üzerimize. Sağır, dilsiz, bakar-kör ve duyarsız... Faşizmin bu ağır koşullarında, çeşitli karşı koyuş biçimleriyle birlikte yoğunlaştırılmış yüksek tipte bir direniş ve mücadele aracı ve bir yöntem olarak ölüm orucu ve feda eylemlerine başvuruldu. Devrimci iradenin, devrimci kararlılığın ve devrimci yaşam biçiminin bir nişanesi, bir destanı olarak hayatın imbiğinden süzülüp gelen ´´SAMUR KÜRK´´ oyun-romanında Bilgesu, hepimizi iliklerimize kadar sarsıyor. Kütleşen duygu ve duyarlılığımızı bilince çıkarıyor. Her şeyleriyle bizim olan, her biri oğlumuz-kızımız, eşimiz-kardeşimiz, anamız-babamız, yoldaşımız olan ve hapishanelerde ölümsüzleşen 116 halk kahramanının anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.
(Kaynak: kabalci.com)

   İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü mezunu olan sanatçı, TRT'te çalıştı. Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulunda görev aldı. Senaryoları, Devlet Tiyatroları, AST, Dostlar Tiyatrosu gibi, önde gelen tiyatrolarda sergilendi.

   Tiyatro, roman ve senaryo çalışmaları ile tanınan, Sarkılarımız ve Şarkılarımız Kardeştir isimlerinde iki kaseti olan, yazdıkları ve kürtçe bilmediği halde bir kültürle bütünleşmek adına söylediği kürtçe ezgiler nedeni ile de dikkat çekmektedir.

   Aynı zamanda sosyalist bir aydındır. Yazdığı yazılardan dolayı hakkında bir sürü dava açılmıştır. Özgür Ünivesite kurucularındandır. Ayrıca açlık grevleri gibi toplumsal olaylarda insanların insani şartları yaşaması konusunda yabancı aydınların ilgisini ve dikkatini cekmek icin caba gostermis bir aydındır.
   Ressam ve şair Müştak Erenus'un eski eşidir. Oğlu Ali Erenus da bir müzisyendir.

FİLLER SULTANI İLE KIRMIZI SAKALLI TOPAL KARINCA/YAŞAR KEMAL


   Filler Sultanı'nda bir halk masalından yola çıkılarak güç ve haklılık arasındaki ilişki ele alınmıştır. Filler Sultanı gücüne güvenerek karıncalara savaş açar. Haklı ya da haksız olmak onun için önemli değildir. Gücünü kendinden milyonlarca kez küçük karıncalar üzerinde denemektir niyeti. Ancak karıncalar birleşir ve haksızlığa boyun eğmeden filler sultanlığını devirirler.